Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2025/2188 E. ve 2026/4353 K. Sayılı 15.06.2026 Tarihli Kararı:

“MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2002/44 E., 2006/330 K.

İlk Derece Mahkemesince verilen karar davalı … mirasçısı … vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı … İdaresi vekili dava dilekçesinde; Kocaeli ili … ilçesi … Mahallesi 4518, 45 19… parsel sayılı taşınmazların kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.09.2006 tarihli ve 2002/44 Esas, 2006/330 Karar sayılı kararı ile, “dava konusu taşınmazların orman kadastrosunda orman sayılan yer olarak orman sınırları içinde bırakıldığı, bir kısım davalıların ölü olduğu ve ölü kişiye karşı dava açılamayacağı” gerekçesi ile ölü kişiler açısından açılan davanın reddine, diğer kişiler açısından davanın kabulü ile bu kişilerin 4518, 4519, 4520 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki pay tapularının iptali ile orman olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı … mirasçısı … vekili temyiz dilekçesinde; gerekçeli kararın muris …’e usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, gerekçeli kararın torunu …’e 19.06.2007 tarihinde tebliğ edildiğini, … isimli aynı konutta yaşayan bir torunun olmadığını, usulsüz tebligatın 28.01.2025 tarihinde öğrenildiğini, taraf teşkili sağlanmadan karar verildiğini, taşınmaz maliklerinin tam olarak tespit edilmediğini, bir bütün olarak karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kesinleşen orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmadığı gibi, dava konusu parsellerdeki ölü kişiye ait payların iptal edilmeyerek davanın reddedilmesi ve diğer kişiler açısından ise paylarının iptal edilerek davanın kabul edilmesi nedeniyle hükmün infaza elverişli olduğundan da söz edilemez.
Şöyle ki; gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyetinin ve buna bağlı olarak da taraf ehliyetinin sona ereceği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 28. maddesinin buyurucu nitelikteki hükmüyle açıklanmış ve yine 04.05.1978 tarihli ve 4/5 sayılı İnançları Birleştirme Kararı gereğince de ölü kişi aleyhine dava açılması mümkün olmadığı gibi ıslahla dahi hasım değiştirilemeyeceği ve ölenin mirasçılarının davaya dahil edilerek çekişmenin çözümlenmesine hukuken olanak bulunmadığı belirtilmiş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 124. maddesinin 3. fıkrasında, “maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği,” 4. fıkrasında ise, “dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde hâkimin karşı tarafın rızasını aramadan taraf değişikliği talebini kabul edebileceği, bu durumda hâkimin, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmedeceği” düzenlemesine yer verilmiş olup bu düzenlemeyle, usul ekonomisi de düşünülerek, davacı, kendisinden beklenen tüm çaba, özen ve önlemlere rağmen davalının sağ olup olmadığını tespit edememişse veya tespit edememe durumu bir yanılgıya dayanıyor ve bu durum açıkça dürüstlük kuralına aykırılık arz etmiyorsa, davanın gerçek taraflarına karşı davaya devam edilmesi imkanı getirilmiştir.
Eldeki davada, aleyhine tapu iptali ve tescil davası açılan 4518, 4519, 4520 parsel sayılı taşınmazdaki 58 pay sahibinin dava tarihi itibari ölü olduğu ilk derece mahkemesi tarafından araştırma yapılarak tutanakla tespit edilmiş olup, bu kişilerin ölü olmadıkları davacı tarafından dava açmadan önce tespit edilememesi sebebi ile davacı tarafından davalılara husumet yöneltilmesinin, kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığının kabulünün gerektiği ve dosya kapsamında, davacı tarafın yargılamayı uzatmak amacıyla hareket ettiği yönünde bir iddia ve delil de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, davacı … İdaresine davayı ölü tespit malikinin mirasçılarına yöneltmek suretiyle taraf teşkilinin sağlaması için süre verilmesi ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde işin esasına girilerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yargılama yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ölü kişiye karşı dava açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, sair hususlar incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının kamu düzeni gereği bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı … mirasçısı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”