Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/690 E. ve 2026/3011 K. Sayılı 02.04.2026 Tarihli Kararında; On beş yılı aşan çalışmada işçinin hiç izin kullanmadığı yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, Hakimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacıyı duruşmada bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme sürelerini açıklığa kavuşturması zorunlu olduğu yönünde hüküm tesis ederek bu inceleme yapılmadan yıllık izin alacağına hükmedilmesi bozma nedeni olarak kabul edilmiştir.

“MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/256 E., 2025/2283 K.
DAVA TARİHİ : 18.10.2021
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/256 E., 2023/692 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının … işyerinde muhtelif alt işverenler nezdinde, son olarak alt işveren ihbar olunan ………Makine Madencilik Tarım ve Hayvancılık Sanayi Ticaret Limited Şirketinde (…… İnşaat Şirketi) 15.09.2004 tarihinden itibaren endüstriyel boru montaj ustası (formen) olarak çalışmakta iken iş sözleşmesini ücret alacaklarının kanuna uygun ve doğru şekilde ödenmemesi, prime esas kazancının … Kurumuna (SGK) eksik bildirilmesi sebebiyle haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; …Şirketi ile davalı Şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, davacının alacaklarından müvekkili Şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının yıllık ücretli izin alacağı bulunmasının mümkün olmadığını, davacının kendi imzasını havi belgeler dikkate alındığında davacının ücret iddiasının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, ücretlerin belirlenmesi bakımından çalışma hayatında çalışanların yaptıkları işin özelliğine, çalışanın bu alandaki yeterliliğine, donanımına ve tecrübesine göre ücretin belirlendiğini, davacıya ait bordroların celbi ile bordroların imzalı olup olmadığının incelenmesini, imzalı ise davacının ücrete ilişkin iddia ve taleplerinin reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 15… ay 15 gün (5.772 gün) hizmet süresi olduğunun kabul edildiği, davacıya elden ödemenin de tanık anlatımları ile ispatlandığı değerlendirildiğinde Türkiye İstatistik Kurumu rakamları dikkate alınarak davacının aylık brüt 5.080,05 TL, günlük brüt 169,34 TL ücret aldığının tespit edildiği, davacının gerçek ücretinin SGK’ya eksik bildirildiğinin tespit edilmesi karşısında davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilerek davacıya kıdem tazminatı ödenmesi gerektiği, kabul edilen ücret miktarına göre fark ücret alacağının bulunduğu, davacının hizmet süresine göre yıllık ücretli izin alacağının hesaplandığı, davacının değişik şirketlerde davalı Şirket sahasında endüsriyel boru montaj ustası olarak çalıştığı, davalı Şirket ile ihbar olunan …Şirketi arasında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi gereğince asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İhbar olunan …Şirketi ile davalı Şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını,
2. Davalının ihale makamı olarak kıdem tazminatından sorumluluğunun bulunmadığını,
3. Davacının yıllık ücretli izin alacağının bulunmadığını,
4. Davacının ücretine ve ücret alacağına ilişkin iddialarının bir dayanağı bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatı, ücret ve yıllık ücretli alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı ile davalı Şirketin davacının alacaklarından sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4857 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık ücretli izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesinde; hâkimin, davayı aydınlatma ödevi gereği uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
İşçinin uzun süre yıllık ücretli izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun’un 31. maddesinde belirtilen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıl veya daha fazla olması hâlinde anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılması gerekir.
Somut olayda; davacı vekili, davacı asılın yıllık ücretli izinlerinin tamamının kullandırılmadığını iddia etmiştir. Mahkemece, 15 yılı aşan çalışma süresi boyunca davacının hiç izin kullanmadığının kabulü ile yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Davacının 15 yılı aşan çalışma süresi boyunca izin kullanmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan Mahkemece; 6100 sayılı Kanun’un 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı asıl duruşmaya davet edilerek çalışma süresi boyunca kaç gün yıllık ücretli izin kullandığı, kullanmadığı ücretli izin süresinin kaç gün olduğu konusunda beyanı alınmalı, bundan sonra sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmelidir.
Belirtilen husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”
